16 Mayıs 2016 Pazartesi

الموت و أنت

الموت و أنت
(almawt w 'ant)

Ölüm yaklaşıyor, hissediyorum. Korkuyor muyum? Hayır tabiki de ama pisi pisine gitmeye gönlüm razı değil.
Ölüm gerçekten ciddi hassas bir konu. Pek şaka kaldırmıyor. Bir yakınının ölüm haberini aldığında ister istemez bi duraksıyorsun. Ölümün var olduğuna, sırada bekleyenler arasında kendinin de olduğuna ve hazır olmadığına bir kere daha şahit oluyor kulakların. Ölecek olan başkaları oluyor hep. Biz kendimizi özellikle bu konuda kandırıyoruz. Yaptığımız işlere verdiğimiz emeklere bakınca kendimize en az 65 sene ömür biçiyoruz. İnsanın hayaller kurması, şimdiden zeminini hazırlaması, yatırım yapması değil dikkat çektiğim nokta. Benim derdim şu dostlar; Büyük fotoğrafı göremiyoruz. Herşeye bir B planımız C planımız varken ölüme bırak planı ölüm aklımıza dahi gelmiyor. Gelmediği için de hem kendimize hem geridekilere olması gerekenden fazla acı yüklüyoruz. Herkes içten içe yatağında son nefesinde eceliyle göçeceğini düşlüyor ve kendini buna inandırıyor. Ve bu neye yol açıyor bakın; İman ettik diyen insanların; asıl ve her an yapması gereken amellerini bir sonraki güne ertelemelerine sebep oluyor. Anlatabildim mi? "Dürüst olmak, merhametli olmak, cesur olmak, sözünde durmak, sabırlı olmak, israf etmemek, zarar vermemek, hoşgörülü olmak, gerçeği söylemek, adaleti sağlamak, sevmek, sevdirmek." İman etsek de etmesek de çoğunlukla anlaşabileceğimiz ve altına imzamızı atabileceğimiz ilkelerdir bunlar. Her an ölebileceğine ve bu ölümün nasıl olacağını hiç bir şekilde kestiremeyeceğine yürekten iman eden bir insanın psikolojisi ve bu hissiyatın davranışlara yansıması inanın çok daha anlamlı ve çok daha tutarlı olur. Biz her an ölebiliriz. Ve kendi küçük kıyametimiz her an kopabilir. Bunu kendi elimizle yapabileceğimiz gibi birçok faktör de bu yolda ölümü tetikleyebilir.
""İyi bir insan olmak; yarına ertelenemez."" Dürüst olmak samimi olmak cesur olmak; zamana bırakılamayacak kadar hayatidir. Spesifik olarak bu konuya parmak basmamın sebebi bu ölüm meselesinin; özellikle iman eden Müslümanlar açısından yeterince yakından hissedilememesidir. Üniversitede gireceğiniz bir vize sınavına bir ay kadar bir süre kalması ile o sınavın hemen yarın olacak olması çok farklı bir psikoloji yaratır üstünüzde. İşte öleceğiniz tarih; akademik takviminizde yazmadığı için siz ona ister istemez tarih veriyorsunuz kendi dünyanızda. E ne yapalım yani? Deli gibi her an ölümü düşünerek mi yaşayalım? Bu değil maksadım. Böyle anlaşılmasın. Hayat din evren herşey bir denge üzerine kurulduğu gibi bu duygu durumunu da bir dengeye oturtmak zorundayız. Ölümü uzakta aramazsak kendimize 'daha zamanım var' gibi yatıştırıcı cümleler de kurmayız. Bazı şeyler zamanında yapılmazsa; özellikle zamanında 'iyi bir insan' olunmazsa, iş işten geçmiş demektir. Yaş gelir ve elden ayaktan düşerse bedeniniz,ruhunuz; pişmanlığın ve olmayan enerjinin etkisiyle olur bu ölümden sonraki için telaşınız. Günümüzde insanlarımız, inandığı dini; aynı dine inanmadığımız ama aynı din adı altında gösterildiğimiz Mekkeli Müşriklerin Türkiye Şubesi olan ve sabah akşam Allah a din öğreten hahamlardan öğrenmekte. Böyle bir algıda yetişen ve yanlış bilgilendirilen bazı iyi yürekli insanların hayatlarındaki en önemli konuda, inanç gibi bir konuda hata yapmaları kaçınılmaz oluyor. Ve şu nokta da önemli;  Müslüman olmak; insanı otomatikman 'İYİ' yapmıyor. 'Ben Müslümanım o zaman kesin cennete gideceğim' ya da 'en azından az yandiktan sonra cennete gideceğim' gibi boş hayaller Allah ın dininin değil bu dinden ekmek yiyen şirk sisteminin bir geleneğidir. Dünyada iki tür insan vardır dostlarım. İyi ve Kötü. Evet duyuyorum içinizdeki sesleri; kime göre iyi neye göre iyi neye göre kötü. Bunun felsefi ve bilimsel izahını bu yazıda yapmayacağım ama ne görüşten olursa olsun neye inanırsa inansın genel evrensel iyi kriterlerimiz vardır beraber yaşamak için. Haksız yere cana kıymamak olsun adaletli olmak olsun zulüm etmemek olsun. Allah ın imanlı kabul edeceği Mümin kişiler ise bu IYİ insan kategorisinin içinde. Ben 'Müslümanım o zaman iyi bir insanım' ifadesi hem sakat hem de adaletsiz bir tespittir. İman ettik demeyle kurtulacağımızı zannetmeyelim. Ahlaklı olmak insan olmak adam olmak farklı; iman etmek farklı dostlarım. Müslüman olmakla; ahlak sınavının, iyi insan olma sınavının bittiğini varsayan hapı yutar. Bu noktada değindiğim sadece iyi kavramından ne anlamamız gerektiği ve din ile göbeğinin bitişik olmadığıydı ama genel anlamda demek istediğim; insanın zamanında 'iyi bir insan / kaliteli bir insan' olamamasının sebebi sadece bu algıda yetişmiş olması değildir. Ölümü kendine uzak etmesi de hassas sebepler arasında. Düşünsene telafisi olmayan bir sonuç ölüm. 'Geçmiş olsun ne yaptıysan yaptın artık defter kapandı' dedirten bir durum. Gerçekçi olalım. Büyük konuşmayalım. Hayat son anına kadar sürprizlerle dolu demiyor mu Şener Şen gönül yarasında. Türkiye de yaşıyoruz bi de. Sürprizlerin en bol en renkli olduğu bir ülkede. Her an ölebilirsin. Çıkarsın çarşıya her zaman yürüdüğün, keyifle müzik dinlediğin o yolda bir bomba patlatır çarşaflının biri, cesedini bulamazlar. Psikolojin bozulur, birikir dert dediğin dertlerin, ne inandigın dini anlayabilirsin ne var dediğin Allah ı ne de esir düştüğün yüreği anlayabilirsin. Çıkarsın en yüksek tepeye; 'lan ben bunu yapacak adam mıydım' dersin kendi kendine ama kaybedecek birşeyin olmadığına ve geride bıraktığın seni seven insanların çoğundan tiksindiğini anladığına kanaat getirdiğin anda; bırakırsın kendini boşluğa. Alamut kalesinden atlayan Hasan Sabbahın cesur fedaisi gibi hissedersin kendini. Baban tecavüz eder öldürür. Öğretmenin tecavüz eder öldürür. Gerçeği söylersin; asılırsın ölürsün. Düşünürsün ölürsün. Türkiye de ölmemen için hiç bir sebep yok. Çok güzel harika biçimlerde ölebilirsin, çok bişey yapmana da gerek yok. İlla dava adamı olmana, sağcı solcu sünni alevi şii pkkli ışidci dhckpli de olmana gerek yok. 'Canlı Bomba' çıktı senin için. Yolda yürürken de etliye sütlüye bulaşmayan o nazik bedenin paramparça olabiliyor. Yani ölüm ölmüyor. Ama sen ölüyorsun. Kimsenin zerre de umurunda olmaz inan bana. Çünkü ölen insanlar da senin zerre umurunda olmadı. Bu dünya böyle maalesef. O yüzden sana her ölen insan için üzül dertlen demiyorum böyle bişey mümkün de değil zaten. Ama sana şunu söylüyorum; Allah dışında kimseden zerre bişey bekleme. Allah a inanmıyorsan o zaman kimseden bişey bekleme. Yeter ki aciz olana kıt olana beş dakika sonrasını dahi kestiremeyen insana sırtını yaslama. Onun iki dudağı arasında yaşama. Bu ister anan ister baban ister sevdiğin olsun isterse savunduğun fikir adamın olsun.

Ben öleceğim; sevdiklerim, sevdiğim... Hem de ansızın. Ben; hiçbir zaman 'yatağımda ecelimle öldüğüm bir an'ı fotoğraf yapmadım, hayal galerime. Herşeyi bilmiyorum herşeyi çözemedim. İşin içinden çıkamadığım, niye böyle dediğim, yerine oturtamadığım daha nice meselelerim var benim. Ama Allah ın karşısında sunabileceğim emeğim var. Samimiyetim ve iyi niyetim var. Sevdam, davam var. Ölüm yanı başımda benim. Ölümle birlikte yaşıyorum.   Ben Ahirete İman ediyorum derken espri yapmıyorum. Ezbere konuşmuyorum. Ben bana sunulan zamanın her an alınabileceğine iman ediyorum. Ben zamanı imana şahit kılan ve seçimimi kaderim yapan Rahmanın kimseye torpil geçmeyeceğine iman ediyorum. Sadece ben mi ölecek olan!
Güzel yürekli dostlarım ölebilir. Babam ölebilir, annem, kardeşim.. Mem Ararat ölebilir, Messi ölebilir, Yavuz Turgul ölebilir, Şaban Ali Düzgün ölebilir.. Sevdiğimiz insanlar ölebilir. Bi anda hemen şimdi..


Düşün biraz bakalım..

-Üsame YALÇINER-

1 yorum:

  1. Eline koluna yüreğine sağlık nadide dostum.Söylenecek söz yok artık.Sadece bir kaç şey hatırlatmak istedim :

    Siz ey imana ermiş olanlar! Sarsılmaz bir sabır ve namaz ile yardım arayın; zira, unutmayın, Allah zorluklara karşı sabredenlerle birliktedir.(BAKARA 153)

    Allah bizimle kardeşim.

    Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sanıyorsunuz? Onların başına öyle şiddetli zorluklar, öyle boğucu darlıklar geldi ve öylesine sarsıldılar ki, müminlerle birlikte Elçi de "Allah'ın yardımı ne zaman gelecek!" diye feryat ediyordu. Bakın, Allah'ın yardımı yakındır.(Bakara 214)

    Unutma!

    YanıtlaSil

"Din ve Devlet Yalakalarına" DUYURULUR!

(!!!! Küfür İçerir !!!!) Eğer yirmi dört saatin;  "uyumak-yatmak-sıçmak-duş almak-telefonda porno izlemek- göte bacağa bakmak-31 çe...